Tedavi Alanlarımız

Takeda, globalde, Onkoloji, gastroenteroloji (Gİ) ve nörobilim olmak üzere  üç tedavi alanına odaklı olarak yenilikler üretiyoruz. Ayrıca, yeni geliştirme platformlarımızı kullanarak ve önde gelen ortaklarla işbirliği yaparak kritik halk sağlığı tehditlerine yanıt vermek için aşı geliştirme konusunda birinci sınıf kabiliyetlerimizden yararlanıyoruz.

 

Takeda Türkiye olarak Onkoloji, Gastroentereoloji (Gİ) ve Temel Sağlık alanında faaliyet gösteriyoruz.

Gastroenteroloji

Takeda, 25 yılı aşkın bir süredir sunduğu yenilikçi ilaçlar ve gastroenteroloji (Gİ) alanında hastalara yönelik özel hastalık destek programları yoluyla hastaların yaşamlarını daha iyi kılmaya odaklanmaktadır. Takeda; inflamatuvar bağırsak hastalığı, asitle ilgili Gİ hastalıklar ve Gİ motilite hastalıkları gibi karşılanmamış ihtiyacın yüksek seviyede olduğu Gİ alanlarında lider konumdadır.

Takeda Türkiye Gastroenteroloji

Inflamatuar Bağırsak Hastalıkları

İnflamatuar bağırsak hastalıkları, Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olarak iki grupta değerlendirilir. Aynı hastalık grubu içinde yer alsalar da nedenleri, klinik seyirleri ve tedavi yöntemleri birbirlerinden farklıdır. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının günümüzde nedenleri halen tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte, çevresel nedenler, ailesel yatkınlık ve bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması hastalıkların nedeni olarak düşünülmektedir. Hasta bireylerin birinci derece akrabalarında inflamatuar bağırsak hastalığı görülme sıklığının arttığı bilinmektedir. Her iki hastalık da genç yetişkin hastalığı olarak bilinse de hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir. Endüstrileşmiş toplumlarda daha fazla olmak üzere, inflamatuar bağırsak hastalıklarının dünya genelinde görülme sıklığı artmaktadır.

Hem ülseratif kolit ve hem de Crohn hastalığı alevlenme ve düzelme dönemleri ile seyreden kronik hastalıklardır. Ülseratif kolit sadece kalın bağırsağı tutarken, Crohn hastalığı sıklıkla ince bağırsakların son kısmını etkiler, ancak ağızdan anüse kadar tüm sindirim sistemini tutabilir.

İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının seyri hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Crohn hastalığında karın ağrısı, ishal yakınmaları, Ülseratif kolitte ise kanlı ishal en belirgin şikayetlerdir. Her iki hastalıkta halsizlik, kilo kaybı, hafif ateş, karında şişlik gibi şikayetler görülebilir. Eklem ağrıları, göz ve cilt ile ilgili bağırsak dışı yakınmalar da inflamatuar bağırsak hastalıkların belirtileri olabilir.

Kan ve dışkı tahlilleri, endoskopik yöntemler ve görüntüleme yöntemleri hastalık tanısında kullanılmaktadır. Tedavi planlamasında, hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, tutulum yeri, bağırsak dışı belirtiler gibi bir çok faktör değerlendirilmelidir. Bu nedenle tedavi şekli hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Tedavi uzun süreli olup, bazen ömür boyu sürebilir.

Inflamatuar bağırsak hastalığı tedavisindeki amaç, hastalık alevlenmelerini kontrol etmek, iyilik halini korumak ve hastalıklar seyrinde oluşabilecek komplikasyonları engellemektir. Her iki hastalık için de ilaç tedaviler ve cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Onkoloji

Bilime bağlılığımız, çığır açan yeniliklerimiz ve hastaların yaşamlarını daha iyi kılmaya olan tutkulu bağlılığımızla dünyanın her yerinde kanserli hastalar için yeni ilaçlar geliştirmeye çalışıyoruz. Çığır açan onkoloji tedavileri keşfetme, geliştirme ve sunma çabalarımıza bu odaklı yaklaşım yön vermektedir.
Ayrıntılı bilgi için takedaoncology.com adresini ziyaret ediniz.

Takeda Türkiye Onkoloji Tedavi Alanları

Hodgkin Lenfoma

Hodgkin lenfoma (HL) tüm lenfomaların %10-12’sini oluşturan bir lenf kanseridir ve yaygın olarak boyun lenf nodlarında meydana gelir. Çoğunluğu (%95) klasik olmak üzere nodüler lenfosit baskın tip ile beraber iki çeşittir. HL’ye karakterize Reed-Sternberg hücreleri normal hücrelerde salınımı kısıtlı olan CD30 salgılar ve bu nedenle CD30 pozitifliği HL için önemli bir biyobelirteçtir. 1 Batı ülkelerinde bir yıl içerisinde 100000 kişide 3 HL hastası görülür ve 20 yaş altı ile 55 yaş üstünde görülme sıklığı artar.2 Yeni tanı alan HL’de iyileşme oranları yüksektir ancak %25 oranında hastada ilk basamak tedaviden sonra relaps (nüks) / refrakter (dirençli) hastalık gelişmektedir. Bu hasta grubunun yarısı standart kurtarma tedavileriyle iyileşmekte ancak diğer yarısı relaps yaşamakta ya da standart tedavilere direnç göstermektedir.3 Uluslarası kılavuzlarda relaps ve refrakter (r/r) hastalar için otolog kök hücre nakli (ASCT) önerilmektedir, ancak ASCT ile birlikte de %50’nin üzerinde kalıcı remisyon görülmemektedir.4 ASCT sonrası r/r olan hastalar ve ASCT’ye uygun olmayan r/r HL hastaları için standart bir tedavi rejimi yoktur ve tam remisyon oranları düşüktür.3 Bu nedenle otolog sonrası veya otolog nakile uygun olmayan r/r HL hastalarının tedavisinde yeni tedavi ajanlarına ve onların kombinasyonlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Referanslar:

1. Kuppers R. Hematology Am Soc Hematol Educ Program 2009:491–6.
Classification of Tumours of Haematopoietic and Lymphoid Tissues. Lyon: IARC Press; 2008.
2. Ansell et al. Mayo Clin Proc. 2015;90(11):1574-1583
3. Montanari et al. Curr Hematol Malig Rep. 2014 September ; 9(3): 284–293. doi:10.1007/s11899-014-0220-7.
4. Moskowitz et al. Lancet 2015; 385: 1853–62
5. NCCN Hodgkin Lymphoma Guideline, 2017 v.1

Multipl Miyelom

Multipl miyelom, bir tür kan hücresi olan plazma hücrelerinin kemik iliğinde (ve diğer organlarda) birikmesi ile karakterize olan ve bazen kemik iliği yetmezliğine, kemik bozulmasına, kanda kalsiyum yüksekliğine ,kansızlığa, enfeksiyona, böbrek yetmezliğine ve nörolojik semptomlara yol açan bir hastalıktır. Tüm dünyada bildirilen kanserlerin yaklaşık %1'ini ve kan kanserlerinin yaklaşık %13'ünü oluşturur [1].Plazma hücreleri bağışıklık sisteminizin bir parçasıdır. Normal plazma hücreleri enfeksiyonla savaşmak için antikorlar üretirler (bunlara immunglobulinler de denir). Kemik iliği, vücuttaki büyük kemiklerin ortasında bulunan ‘süngerimsi’ materyaldir. Kemik iliği, plazma hücrelerini barındırmanın yanı sıra kan hücrelerinin (alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler) de üretildiği merkezdir. Miyelom’da plazma hücrelerinin DNA’sı hasarlanarak malign veya kanserli hale gelmelerine yol açar. Bu anormal plazma hücreleri miyelom hücreleri olarak bilinir. Birçok kanserin aksine, miyelom bir kitle veya tümör halinde bulunmaz. Bunun yerine, miyelom hücreleri kemik iliği içinde normal olarak bölünmeye ve çoğalmaya devam ederler. Miyelom, kemik iliğinin yetişkinlerde normal olarak aktif olduğu bölgeleri, yani omurga, kafatası, pelvis (leğen kemiği), göğüs kafesi, omuzlar ve kalçalar çevresindeki alanları tutar ve bu yüzden multipl miyelom olarak adlandırılır (multipl = çoklu, birden çok) [2]. Avrupa'da tahmin edilen yıllık 38.930 yeni multipl miyelom vakasıdır [3]. Asya ülkelerinde daha az yaygın olsa da, multipl miyelom batı ülkelerine yaklaşan bir oranda ve daha büyük popülasyon tabanı ile büyüyen bir sağlık sorunudur [4]. Multipl miyelom, hastaların hastalıkları için tipik olarak birkaç tedavi programı aldığı çoklu nükseden bir klinik seyir izler [5].

Referanslar

1.Palumbo A, Anderson K. Multiple myeloma. NEngl JMed 2011;364(11):1046-60.

2.Türk Hematoloji Derneği resmi web sitesi http://www.thd.org.tr (Son erişim tarihi: Ocak 2018)

3.Ferlay J, Steliarova-Foucher E, Lortet-Tieulent J, Rosso S, Coebergh JW, Comber H, ve ark. Cancer incidence and mortality patterns in Europe: estimates for 40 countries in 2012. Eur J Cancer 2013;49(6):1374-403.

4.Huang SY, Yao M, Tang JL, Lee WC, Tsay W, Cheng AL, ve ark. Epidemiology of multiple myeloma in Taiwan: increasing incidence for the past 25 years and higher prevalence of extramedullary myeloma in patients younger than 55 years. Cancer 2007;110(4):896-905.

5.Dimopoulos MA, Richardson PG, Moreau P, Anderson KC. Current treatment landscape for relapsed and/or refractory multiple myeloma. Nat Rev Clin Oncol 2015;12(1):42-54.

Osteosarkom

Osteosarkom kemik kanserleri içerisinde ikinci en sık görülen kanser tipidir.1 Çocuk ve genç erişkin hastalığıdır; 10-20 yaşları arasında en sık görülür ve kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre fazladır. Osteosarkom bir yıl içerisinde milyonda 2-3 hastada görülmektedir.2,3

Osteosarkom hastalarının %20 kadarı metastatik olarak teşhis edilmektedir ancak hastaların büyük çoğunluğunda da klinik belirti göstermeyen mikroskopik metastazlar mevcuttur. Bu mikrometastazların akciğer metastazıyla gelişen nükse sebep olduğu düşünülmektedir.

1970’lere kadar yalnızca cerrahi müdahalenin yapıldığı osteosarkom hastalarının tedavilerine %60 gibi yüksek nüks oranları sebebiyle 1980’li yıllarda kemoterapi rejimleri kombine edilmiş ve bu tedavi rejimlerinin kullanımı fazla bir değişiklik göstermeksizin günümüze kadar ulaşmıştır.2

Son 20 yılda çoklu kemoterapi rejimleri sonrası uzun dönem sağ kalımda önemli gelişmeler kaydedilememesi nedeniyle uzun dönem sağ kalımı arttıracak immünoterapi ilaçları gibi yeni ilaçların araştırılmasına ihtiyaç vardır.4,5

Referanslar :
1. Stiller CA, Trama A, Serraino D et al. Descriptive epidemiology of sarcomas in Europe: Report from the RARECARE project. European Journal of Cancer 2013;49:684-695.
2. Meyers PA and Gorlick R. Osteosarcoma. Pediatric Clinics of North America 1997;44(4):973-990.
3. The ESMO/European Sarcoma Network Working Group. Bone sarcomas: ESMO Clinical Practice Guidelines for diagnosis, treatment and follow-up. Annals of Oncology 2012; 23(7): vii100-vii109.
4. Anninga JK, Gelderblom H, Fiocco M et al. Chemotherapeutic adjuvant treatment for osteosarcoma: Where do we stand Eur J Cancer 2011;47(16):2431-45.
5. Meyers PA. Muramyl tripeptide (mifamurtide) for the treatment of osteosarcoma. Expert Rev Anticancer Ther 2009;9:1035-49.

Takeda Türkiye Temel Sağlık Ürünleri

Takeda Türkiye, solunum alanındaki geniş ürün portföyüyle faaliyet göstermektedir.

ASTIM

Astım nedir?

Astım genellikle gece ve sabahın erken saatlerinde nöbetler halinde ortaya çıkan nefes darlığı, hışıltılı solunum ve bu bulgulara eşlik eden öksürükle kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Bu ataklar kendiliğinden geçebildiği gibi hastalığın evresine göre tedavi ile geri dönüşlü hava yolları darlığı ile birlikte görülebilir. Astımlı hastalarda akciğerlerde hava akımında kısıtlılık ve hava yollarında daralma vardır. Hava yollarında daralmaya kronik iltihap eşlik eder. 1

Astım neden oluşur?

Astımın oluşmasında genetik ve çevresel  faktörler sorumlu tutulsa da hastalığın kesin nedeni tam olarak açıklanamamaktır. Astım cinsiyet olarak kadınlarda daha sık görülür. Çevresel risk faktörleri genetik olarak hastalığa yatkınlığı olan bireylerde astımın ortaya çıkmasında ve hastalığın ağırlığında önemli rol oynar. Ayrıca astım hastalarının birçoğunda allerjik nezle, sinüzit ve reflü hastalığı vardır. 1

 

Astım oluşumunu tetikleyen çevresel risk faktörleri nelerdir?

Çevresel risk faktörleri arasında ev tozları, polenler, küf mantarları gibi allerjenler,  tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sigara dumanı, hava kirliliği bulunur. Mesleki olarak gazlara ve kimyasal maddelere maruz kalan bireylerde de astım görülme sıklığı mevcuttur. Boyacılık, temizlik ve plastik üretimi iş kolları bunlara örnek olarak verilebilir. Gerek çocuk gerekse erişkin hastalarda sigara dumanına maruz kalmanın astım belirtilerinin ortaya çıkmasını tetiklediği bilinmektedir. Stres ve duygusal değişiklikler astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Aşırı gülmek, ağlamak, huzursuzluk ve sinirlenme sık ve derin nefes almaya neden olduklarından hava yollarını uyarabilir ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. 1

 

Astım tanısı nasıl konur?

Günümüzde astım tanısı için kullanılan en önemli tetkik solunum fonksiyon testleridir. Solunum fonksiyonu ölçüm cihazları ile nefes ölçümleri (ilaçlı-ilaçsız) yapılarak tanı kesinleşebilir ve hastalığın ağırlığı belirlenebilir. 1

 

Astım nasıl tedavi edilir?

Astım tedavisinin amacı hastalıkta tam ve iyi kontrolün sağlanmasıdır. Tedavide kullanılan ilaçlar 2 kategoriye ayrılmaktadır.

  • Kurtarıcı İlaçlar
  • Kontrol Edici İlaçlar

Kurtarıcı ilaçlar; hava yolu darlığını gidermek ve semptomları azaltmak için ihtiyaç halinde kullanılan hızlı etki gösteren ilaçlardır. 1

Kontrol Edici İlaçlar; her gün alınan ve uzun süreli kullanılan ilaçlardır. 1,2

Astım ilaçlarının sigara kullanımı ile etkisi azalmaktadır. 1

Ref: 1. Türk Toraks Derneği Eğitim Kitapları Serisi– Astımla Yaşam, Baskı Tarihi: Kasım 2013 Sayfa 3,4,8,9,11,19, 2.  Global Inıtiative For Asthma Guideline 2017 sayfa 26,27

 

KOAH (Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı) nedir?

Dünyada yaklaşık 600 milyon KOAH hastası bulunuyor ve hastalığa yakalananlardan her yıl yaklaşık 3 milyonu ölüyor. Türkiye’de yaklaşık 5 milyon KOAH hastası bulunuyor ve hastaların her

yıl yaklaşık 30.000’i hayatını kaybediyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre insanların en çok hayatlarını kaybettiği hastalık sıralamasında KOAH, AIDS’le beraber 4. sıradadır. Türkiye’de ise 3.en sık ölüm nedenidir.

 

KOAH ilerleyici, hava keseciklerinde harabiyetle karakterize, kronik bronşit ve amfizemin birlikte görüldüğü ileri yaş hastalığıdır. Görülme sıklığı 40 yaş üstü erişkinlerde yaklaşık %20’dir. Sigara kullanımı temel risk faktörüdür.   Ülkemizde erişkinlerin yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Sigara içme yaşı, tüketilen miktar, süre hastalık gelişimini etkilemektedir. Bunun yanında meslek nedeniyle toz, duman ve çeşitli gazların solunması da KOAH oluşturan nedenlerdendir.  Kırsal alanda yaşayan kadınlarda görülen KOAH’ın en önemli risk faktörü; ısınma veya pişirme amacıyla iyi havalandırılmayan ortamlarda kullanılan odun, tezek, kök gibi yakıtlardan ortama salınan dumana maruz kalmadır.

 

Sigara dumanı ya da zararlı gazlar nasıl KOAH oluşturur?

 

Sigara dumanı, çeşitli tozlar, zararlı gazlar havayollarına ulaştığında burada bulunan savunma hücrelerinden ortama salınan maddeler hava yollarında şişlik ve iltihap oluşturmakta, hava keseciklerinin yapısını bozmaktadır. Hava keseciklerinin yapısının bozulması, akciğer esnekliğinin bozulmasına neden olur.

 

KOAH'lı bir hastada ne gibi belirtiler görülür?

 

Öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı en temel yakınmalardır. Ancak erken dönemde bu semptomların hiçbiri olmayabilir. Ya da kişi var olan semptomları önemsemeyebilir.  Genellikle sabahları öksürük ve balgam çıkarma vardır. Nefes darlığı başlangıçta hızlı eforda olurken, zamanla günlük işlerde bile zorlanma meydana gelir. İlerlemiş olgularda nefes darlığı otururken bile olmaya başlar hatta hasta sürekli oksijen almak zorunda kalabilir.

 

 

KOAH alevlenmesi nedir?

Hastanın günlük olağan tedavisi dışında tedavi gerektirecek boyutta öksürük, balgam, nefes darlığı yakınmalarında artış olması durumunda KOAH alevlenmesinden kuşkulanmak gerekir. Balgam rengi tedavi gereksinimi belirleyen en önemli belirtilerden birisidir. Alevlenmelerin en yaygın nedeni, akciğer enfeksiyonları ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır.

 

KOAH'tan korunmak mümkün mü?

 

Risk faktörlerinden uzaklaşmak korunmada temeldir. Sigara, mesleki olarak zararlı gazlarla çalışıldığında maske kullanımı, biomas yakıt yerine başka yakıtların kullanılması, gripten korunmak için grip aşısı ve bazı olgularda zatürre aşısı olunması alınacak tedbirler arasındadır.

 

Ref: TC. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu - Türkiye Kronik Havayolu Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı 2014-2017 Sayfa 3,6,10

 

 

Allerjik Rinit nedir?

Allerjik rinit çocukluk çağında ve erişkinlerde en sık görülen allerjik solunum yolu hastalığıdır. Tüm dünya nüfusunun yaklaşık %20 -40’ını etkilediği tahmin edilmektedir.

 

Ülkemizde bugüne kadar yapılan çalışmalar, allerjik rinitin erişkinlerde %1.6-27.5, çocuklarda %2.9-39.9 oranlarında görüldüğünü ve son 10 yılda allerjik rinit prevalansında artış olduğunu düşündürmektedir.

 

Allerjik rinit nasıl bulgu verir?

 

Allerjik rinit burunda akıntı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırık gibi şikayetlere neden olan inflamatuvar bir hastalıktır. Hapşırık, burun kaşıntısı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı iki veya daha fazla ardışık günlerde, sıklıkla bir saatten fazla sürer. Birçok hasta boğaz, kulak ve damak kaşıntısı da tarifler. Duyarlı olunan alerjene maruziyetle şikayetlerin tetiklenmesi tipiktir. Buna paralel olarak polen alerjisi olan hastaların bulguları özellikle güneşli ve rüzgârlı havalarda artar. Şikâyetler belli aylarda olabildiği gibi yıl boyu da sürebilir. Gözlerde kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve ışığa duyarlılık daha çok polen allerjik hastalarda tabloya eşlik eder. Burun akıntısının yerini zamanla burun tıkanıklığı alabilir.

 

Yorgunluk, halsizlik, uykuya eğilim allerjik inflamasyonun sistemik şikâyetleri olabileceği gibi, burun tıkanıklığı nedeniyle ortaya çıkan horlamanın uyku kalitesini bozmasıyla da ilgili olabilir.

Uyku kalitesinin bozulması ve burun semptomları konsantrasyon bozukluğuna neden olarak iş ve okul

performansını olumsuz yönde etkiler. Polen allerjiklerde daha sık olmak üzere nadiren şiddetli kaşınma gibi cilt bulguları da görülebilir.

 

Allerjik rinit, okul ve iş performansında ve üretkenliğinde azalmaya yol açar.

 

Allerjik rinit oluşturan etkenler nelerdir?

 

Yıl boyu süren rinit sıklıkla ev tozu ve depo akarları, mantarlar, hayvan tüyleri, hamam böceği,

küfler gibi yıl boyu karşılaşılan ev içi allerjenlerle oluşur. Astımla birlikteliği daha fazladır.

Mevsimsel allerjik rinit ise polenler veya mantarlar gibi ev dışı allerjenlerle ilişkilidir.

Ayrıca, birçok hasta birden fazla allerjene duyarlıdır ve hastalar yıl boyu allerjenlerle temas edebilirler.

 

Allerjik Rinit nasıl tedavi edilir?

 

Allerjik mesleki rinite neden olan ajana maruziyetin tam olarak kesilmesi, önerilen en güvenli ve

etkin tedavidir. Eğer hastalığa neden olan maruziyetin ortadan kaldırılması, önemli sosyoekonomik sorunlara yol açıyorsa farmakolojik tedavi alternatif bir yaklaşım olarak düşünülebilir.

 

Uygun tedavilerle allerjik rinitli hastaların hayat, uyku, iş ve okul yaşamlarında önemli iyileşmeler sağlanabileceği ve hastalığın ekonomik ve sosyal yükünün azaltılabileceği unutulmamalıdır.

 

Ref: Türkiye Ulusal Allerji ve Klinik İmmunoloji Derneği Allerjik Rinit Tanı ve Tedavi Rehberi 2012, sayfa giriş, 3,6,8,43,44

 

TR/RES/1712/0124a


Related Content